Ebu Bekr Es-Sıddîk (R.A.) PDF Yazdır e-Posta
CAFER KIRTAY tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 06 Åžubat 2012 00:36

 

Ebu Bekr Es-Sıddîk (R.A.)[1][150]

 

Rasulullah (s.a.v.)'in halifesi. Adı Abdullah b. Ebu Kuhafe Osman b. Âmir b. Amr b. Ka'b b. Sa'd b. Teym b. Mürrab[2][151]Ka'b b. Lüey el-Kuraşî et-Teymî. Adnin Abdullah değil Atîq olduğu da söylenir?[3][152]Al­lah kendisinden razı olsun.

altKendisinden bir çok sahabe ve tabiînin ilk büyükleri (hadis ve eser) rivayet etmişlerdir. (Bunlar Ömer, Osman, Ali, Abdurrahman b. Avf, İbni Mesud, İbni Ömer, İbni Abbas, Huzeyfe, Zeyd b. Sabit, Ebu Said el-Hudri, Abdullah b Amr, Zeyd b. Erkam- Berâe b. Azib, Enes b. Malik, Ebu Hüreyre, Ukbe b. Amir, Ebu Berze eî-Eslemi, Ebu Ümâme, Ma'kil b. Yesar, Cabir b. Abdillah, Abdullah b. Zübeyr, Ebu Musa el-Eş'ari, îmran b. Husayn, Abdurrahman b. Ebzâ, Abdullah b. Ma'kil, RafT, Ebi Rafı', Tarık b. Şihab, Cübeyr b. Huveyris, Kasım b. Ebi Hazım, Süveydi b. Gafle, Abdurrahman b. Useyle es-Sunabihi. Evsat el-Beceli, Ebu't -Tufeyl Amir b. Vasile, Amr b. Cumâne, Mürrab Şühîyl et-Tayyib, Hz. Aişe ve daha niceleri).[4][153]Aralarında Enes b. Malik, Tarık b. Şihab (gibi küçük sahabelerle) Kays b. Ebi Hâzim ile Mürra et-Tayib (gibi Tabiînin ilkleri) de vardı.

İbnü Ebi Müleyke ve diğerleri "Atiq onun adı değil lakabı idi'* derler.[5][154]

Hz. Aişe (r.a.) da "Ailesinin ona verdiği ad, Abdullah'tır. Ama Atîk adı Abdullah'tan çok kullanılır oldu diyor.[6][155]Yahya b. Main "'Onun lakabı, yüzü güzel olduğu için Atiq idi der. Leys b. Sa'd da bu görüş­tedir.[7][156]Başka biri de "Kureyş'in en iyi soy bilgini Ebu Bekr'di" der.[8][157]

Denildiğine göre, Hz. Ebu Bekr (r.a.) beyaz tenli, ince yaratıhşh, ufakça yanaklı, zayıf yüzlü, çukurca gözlü, yumruca alınlı olup saç ve sakalmdaki beyazları kına ve çivit ile boyardı.[9][158]

Erkeklerden ilk iman eden o olmuÅŸtu.[10][159]

İbnu'l Arabî der ki: Araplar, cömertliğin en üst mertebesine varan kimseye "Atiq" derler.[11][160]

Hz. Aişe (r.a.). "Medine'ye göç eden Muhacirlerden Ebu Bekr dı­şında kimsenin babası müsltiman olmadı" diyor.[12][161]

Zühri'den nakledildiğine göre: "Hz. Ebu Bekr (r.a.) sarıya çalan be­yaz renkte, ince yapılı, kıvrışık saçlı, zayıf yanaklı bir zat olup izan (pantolu zayıflığından) kalçaları üzerinde durmaz kayardı" demektedir.[13][162]

Hz. Ebu Bekr (r.a.)'ın (Şam diyarındaki) Busra şehrine kadar defa­larca ticarete geldiği ve Allah yolunda malını Peygamber (s.a.v.)e ba­ğışladığı rivayet edilir.

Rasulullah (s.a.v.): Bana Ebu Bekr'in malının fayda verdiği gibi başka hiçbir mal fayda vermemiştir." buyurdu.[14][163]

Urve b. Zübeyr anlatıyor: Ebu Bekr (r.a.) müslüman olduğu gün kırk bin dinar parası vardı.[15][164]

Amr b. EI-As (r.a,): "Ya Rasulullah! En fazla sevdiÄŸin erkek kim?" deyince Nebi (s.a.v.): "Ebu Bekr'dir" buyurdu[16][165]dediÄŸini nakleder.

Ebu Süfyan, Abir (r.a.)tan, Efendimiz'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu söyler: Ebu Bekr ve Ömer'e mü'min kimse buğuz edemeyecek, münafık kimse de onları seveme­yecek.[17][166]

Şa'bi, El-Haris'in Hz. Ali (r.a.)'dan şöyle dediğini nakleder:

-Peygamber (s.a.v.) Ebu Bekr ve Ömer'e bakıp: ikisi cennet yiğitlerinin baştan sona hepsinin seyyidleridir. Sadece Peygamberler hariç. Bu dediklerimi onlara sakın haber verme ya Ali!"

Bunun bir benzeri buna yakın tarzda Zirr b. Hubeyş- Asım b. Damra- Herim yolu ile Hz. Ali'den rivayet edildiği gibi. Talha b. Amr da Atâ aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)'dan nakleder.[18][167]

Muhammed b. Kesir de, Evzai-Katade isnadıyla bu hadisin bir ben­zerini rivayet eder ki, Tirmizi bu hadisi Cami'inde nakledip "Bu hadis Hasen garib dereceli bir hadistir" der. Sonra da bunu el-Muvakkıri yolu ile Zühri'den nakleder.

İşte onun bunu, bu isnadla nakli sahih olamaz.[19][168]

Abdullah İbni Mesud (r.a.) Peygamberimiz (s.a.v.)'in: Ben birini dost edinecek olsam kesinlikle Ebu Bekr'i dost edinirdim." buyurduğunu söyler.[20][169]

Bu haberin aynısını aynı lafızla nakleden İbni Abbas (r.a.) rivaye­tine Efendimizin:

Lakin o benim Allah yolundaki kardeşim ve arkadaşımdır. Mescidde bulunan girişlerin hepsini kapayın da yalnız Ebu Bekrin gi­rişi (kapıcık) açık kalsın." buyurduğunu ilave eder.[21][170]Timizi bunu sahih sayar.

Hişam b. Urve babası Urve yolu ile Hz. Aişe (r.a.)'nın Hz. ÖmerMen şöyle dediğini rivayet eder:

-Ebu Bekr bizim seyyidimiz, en hayırlımız ve Allah Rasulü yanında en sevgili olanımızdı. Tirmizi buna sahih der.[22][171]

El-Ceriri sahih olarak Abdullah b. ŞakiykMn şöyle dediğini anlatır: Ben Hz. Aişe (r.a.)'ya ''Nebi (s.a.v.)'in ashabının hangisi kendine daha sevimlidir?" diye sordum da bana "Ebu Bekr'dir" dedi. Ben "sonra kim?" deyince "Ömer'dir" dedi. "Sonra kim?" dedim. "Ebu Ubeyde" dedi. "Sonra kim?" dedim ama bu kere susup cevap ver­medi.[23][172]

İmam Malik "Muvatîa" adlı eserinde Ebu'n Nadr'ın Ubeyd b. Huneyn aracılığıyla Ebu Said el-Hudri (r.a.)'dan şöyle nakleder: Rasulullah (s.a.v.) hutbeye çıkıp oturdu ve: Kulun birini Allah dünya ihti­yaçlarından dilediği kadarının kendisine verilmesi ile, Allah katında olanı seçmesi arasında serbest bıraktı. O kul da Allah katında olanı seçti." buyurdu. Ebu Bekr "Anamız babamızla sana feda olalım ya Rasulallah!" deyince mescitte bulunan insanlar: "Şu ihtiyara bakın hele! Peygamber (s.a.v.) Allah'ın iki şey arsında seçme tercihini ken­dine bıraktığı bir kuldan bahsediyor, o ise "anamızla babamızla sana feda olalım! Diyor, dediler. Halbuki Allah'ın seçmek için serbest bı­raktığı kul Peygamber (s.a.v.) idi ve içimizde onu en iyi bilenimiz de Ebu Bekr (r.a.) idi. Nebi (s.a.v.) bunun üzerine: İnsanların bana malı ve arkadaşlığı ile en fazla iyilik yapanlarından biri Ebu Bekr'dir. Eğer ben dost edi­necek olsaydım kesinlikle Ebu Bekri dost edinirdim. Ama İslâm kar­deşliği daha iyidir. Mescidde Ebu Bekr'in (evinden mescide girdiği) girizgah dışında kapatılmadık hiç bir girizgah kalmasın." Buyurdu. Bu hadis sıhhatinde ittifak edilen bir haberdir.[24][173]

Ebu Avâne, Abdulmelik b. Umeyr-İbnu Ebi'l Mualla-Ebu'l Mualla isnadıyla Peygamber Efendimizden "Rasulullah (s.a.v.) bir gün hitab ederek buyurdu ki.... diye aynen yukardaki gibi nakleder. Ama ön­ceki Malik hadisi sencd bakımından bundan daha sahihtir.[25][174]

Bu konuda Ebu Hüreyre (r.a.) şöyle nakleder: Rasulullah (s.a.v.): Ua Ebu Bekr dışında bize iyilikte bulunan herkese iyiliği­nin karşılığını verdik. Ebu Bekr'in ise bize öyle bir iyiliği var ki, kar­şılığını kıyamet günü Allah verecektir. Ebu Bekr'in malının bana ya­rarlı olduğu kadar hiçbir mal yararlı olmamıştır. Ben birini dost edine-bilseydim kesinlikle Ebu Bekr'i dost edinirdim. Dikkat edin sizin ar­kadaşınız (kendisi) Allah'ın dostudur." Buyurmuştur.

Tirmizi bu hadiste "hasen garib" derecelidir, der.[26][175]

Nitekim Kesir b. El-Nevvâ' hadisinde Cümeyya b. Umeyr, İbııi Ömer (r.a.)'dan şöyle nakleder: Peygamber (s.a.v.), Hz.. Ebu Bekr'e: 1 Sen Cennetteki (şu dağıtacağım) havuz başındaki ve Hira mağarasındaki arkadaşımsın" buyurdu.[27][176]

Kasım b. Muhammed'in Hz. Aişe'den şöyle naklettiği anlatılır:

-Rasulullah (s.a.v.): İçlerinde Ebu Bekr'in bulunduğu bir topluluğa ondan başkasının imam olması ya­kışmaz." buyurdu.[28][177]İsa b. Meymûn bu hadisi Kasım'dan rivayet eden

tek kişidir. Ve İsa rivayetleri hadis ehlince terk edilen biridir.

Muhammed b. Cübeyr b. Mut'im anlatıyor: Bana babam cübeyr (r.a.) haber verdi ki: kadının birisi Rasulullah (s.a.v.)'e gelip onunla bir şeyler konuştu. Efendimiz de kadına o zaman kendine gelmesini emretti. Kadın da sanki Peygamberin ölümünü kasdederek "peki yâ Resulullah, ya seni bulamayacak olursam ne yapayım?" deyince Nebi (s.a.v.) ''Eğer beni bulamayacak olursan Ebu Bekr'e git." buyurdu. Bu hadis Buhari ve Müslim'in şahinliğinde birleştiği bir hadistir.[29][178]

Ebu Bekr el-Huzeli, Hasen-i Basri aracılığıyla Hz. Ali (r.a.)'m şöyle dediğini anlatır:

-Rasulullah (s.a.v.) (hastalığında) Ebu Bekr'e (r.a.) insanlara na­mazlarını kıldırmasını emretti. Ben bizzat orada bulunuyordum ve hastalığım da yoktu. Binaen aleyh Peygamber (s.a.v.)'in dinimiz (de öne geçmesine) razı olduğu kimsenin dünyamızda da önümüze (lider olarak) geçmesine razı olmuşuzdur.[30][179]

Salih b. Keysan, Zühri-Urve isnadıyla Hz.. Aişe (r.a.)'dan nakledi­yor: Rasulullah (s.a.v.) hastalığı esnasında: "Bana babanla kardeşini çağır da onlar için bir vasiyet mektubu yazayım. Zira ben bazı kimse­lerin bir takım istekleri olmasından, kiminin de bir takım laflarda bu­lunmasından korkuyorum. Lakin Allah ve mü'minler yalnız Ebu Bekr'e razı olacaklardır" dedi.

Bu hadis sahih isnadlı bir hadistir.[31][180]

Nafı' b. Ömer der ki: bize îbni Ebi Müleyke Hz. Aişe'den nakletti ki, Rasulullah (s.a.v.) son hastalığı esnasında: Bana Ebu Bekr'le oğlunu çağırın da Ebu Bekr'in idareciliği meselesi hakkında tamahkar birinin bir şeyler arzulamaması, birilerinin bir şeyler temenni etmemesi için bunu yazsın (belgelesin). Daha sonra Rasulullah (s.a.v.): "Allah ve müsîümanlar zaten böyle bir şeyi kabul etmezler." Buyurdu. Bu hadisi rivayette Nafı'ye tabî olarak Hz. Aişe'den bir çok ravi rivayet etti. Bunlardan biri de Abdulaziz b. Rafı' olup Ebu Müleyke'den o da Hz. Aişe'den nakletti ki, onun hadisinin lafzı " Ebu Bekr konusunda mü'minlerin ihtilaf etmesinden Allah korusun." şeklindedir.[32][181]

Zaide, Asım-Zirr isnadıyla Abdullah b. Mesut (r.a.)'ın şöyle dedi­ğini bildirir: Rasulu Ekrem (s.a.v.) vefat edince, Ensar (muhacirlere): "'Bizden de bir başkan, sizden de bir başkan olsun" dediler de Ömer (r.a.) yanlarına geldi ve "Siz Peygamberin Ebu Bekr'e emredip onun cemaata imam olduğunu bilmiyor musunuz? Hanginizin nefsi Ebu Bekr'in önüne geçmeyi hazmeder?" dedi. "Ebu Bekr'in önüne geç­mekten Allah'a sığınırız" dediler.[33][182]

Buhari'nin sahihinde nakline göre Ebu îdris el-Havlani hadisinde şöyle der: Ebu'd Derdâ (r.a.)'ı şöyle derken işittim: Ebu Bekr'le Ömer arasında bir laf atışması vardı. Ebu Bekr, Ömer'i kızdırdı. Ömer de öfkelenerek yanından ayrıldı. Bu kere Ebu Bekr peşine düşüp kendisi­nin bağışlamasını istediyse de Ömer onu affetmeyip evinin kapısını Ebu Bekr'in yüzüne kapadı. Ebu Bekr de Peygamber (s.a.v.)'in yanma geldi. (Ebu'd Derda der ki) Biz, Peygamberin yarandaydık. Rasulullah (s.a.v.): Şu arkadaşınız kavga etmiş." buyurdu.

Ebu'd Derda der ki: Az sonra Ömer olanlara pişman oldu ve gelip selam vererek Nebi (s.a.v.)'hı yanına oturdu ve olayı Peygamber (s.a.v.)'e anlattı. Peygamber efendimiz de öfkelendi. Ebu Bekr ise: "Valahi yâ Rasulullah! Kesinlikle suçlu olan (zulmeden) bendim." demeye başladı. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: " 

Siz benim arkadaşımı bana bağışlarmısınız. Ben "Ey insanlar, ben sizlerin hepinize gönderilen Allah'ın Rasulüyüm dedim de siz "yalan söylüyorsun" dediniz. Ebu Bekr ise "doğru söyledin" dedi.[34][183]

Ebu Davud, Abdusselam b. Harb-Ebu Halid ed-Dâlânî-Ca"de'nin kölesi Ebu Halid isnadıyla naklettiği hadisinde Ebu Hüreyre (r.a.)'tan Nebi (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

-Bana Cebrail gelip elimden tutarak Ümmetimin cennete gireceği kapıyı gösterdi. Bunun üzerine Ebu Bekr (r.a.): "Seninle beraber olup da oraya bakmayı ne kadar istedim" dedi. Peygamber (s.a.v.) de: "Ama Ümmetimden Cennete ilk girecek kişi sen olacaksın" buyurdu.  Sened'de adı geçen Ca'de'nin kölesi Ebu Halid sadece bu hadis ile biliniyor.[35][184]

İsmail b. Sümey'a, Müslim el-Batîn yolu ile Ebu'l Buhteri'den naklediyor: Ömer b. Hattab (r.a.), Ebu Ubeyde b. Cerrah'a "elini uzat da biat edeyim. Zira işittim ki Rasulullah (s.a.v.): " Bu ümmetin güvenileni sensin." buyurdu. O da: Rasulullah'ın bize imam olmasını kendisine emrettiği kişinin önüne geçemem. O bize Peygam­ber ölene kadar imam olmuştur." dedi.[36][185]

Ebu Bekr b. Ayyaş der ki: Hz. Ebu Bekr (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in (adı) Kur'an'da bahsedilen halifesidir. Zira Kur'an'da Mu­hacirler hakkında Allah(c.c): İşte onlar sözlerinde doğru olanlardır." Buyurdu. Allah(c.c) kimi "doğru" diye adlandırırca o asla yalan söylemez. Muhacirler de Ebu Bekr'e "Ey Rasulullah'ın halifes" diyerek onu halife olarak adlandırmışlardı.[37][186]

İbrahim b. Tahmân, Halid el-Hazzâ yoluyla Humeyd b. Hilalfden naklediyor: Ebu Bekr (r.a.)'a biat yapıldığının sabahı Ebu Bekr. ko­luna bir takım kumaşlar atmış çarşıya gidiyordu. Ömer (r.a.) ona: "Bunlar ne?" dedi. Ebu Bekr (r.a.): "Yani benim de besleyecek çoluk çocuğum var demektir!" dedi. Ömer de: "Haydi gel de Ebu Ubeyde sana bir maaş kararlaştırsın." dedi. İkisi birlikte Ebu Ubeyde'ye gel­diler ve anlattılar. Oa da: "Ya Ebu Bekr! Sana Muhacirlerden bir ada­mın yiyeceği ve giyeceği kadar bir maaş kararlaştırıyorum ve evine götürüp getirecek bir de binek tahsis ediyorum." dedi.[38][187]

Aişe (r.a.) der ki: Ebu Bekr halife olunca, yanında bulunan ne kadar dinar ve dirhem varsa hepsini Beytu'l mâl'e (hazineye) koydu ve: "Ben bu paralarla ticaret yapıyor ve onunla isteğimi karşılardım. Ama bu işe tayin olalı beri beni meşgul ettiler de ticaret edemiyorum.[39][188]dedi.

Ata b. Es-Saib anlatıyor: Ebu Bekr, halife yapıldığı sabah omuzuna birtakım elbiseler almış ticarete gidiyordu. Yolda Ömer ve Ebu Ubeyde rastgeldi ve ona bunu yapmaması hususunda konuştular. O da: "Ailemi nereden doyuracağım?" dedi. Onlar da: "Gel gidelim de sana bir maaş kararlaştıralım!" dediler. Her gün için yarım koyun ile üstüne başına giyeceği karşılayacak bir maaş takdir ettiler. Ömer (r.a.): "Yargıya ben bakayım" dedi. Ebu Ubeyde de: "Fey'e (ganimet malı) de ben bakayım." dedi. Ömer (r.a.) derdi ki: Bir ay gelir geçer de bana yargı için iki kişi müracaat etmezdi.[40][189]

Meymun b. Mihran'dan da: "Hz. Ebu Bekr'e verilen maaşı iki bin beş yüz olarak ayarladılar." diye nakledilmiştir.4[41][190]

Muhammed b. Şîrîn der ki: Peygamberden sonra bu ümmetin en iyi rüya ta'bir edeni Ebu Bekr (r.a.) idi.[42][191]

Zübeyr b. Bekkar da şeyhlerinden birinin: "Sahabenin hatibleri Ebu Bekr ve Ali'dir" dediğini nakleder.[43][192]

Ambese b. Abdu'l Vahid, Yunus-îbni Şihâb-ı-Zühri-Urve isnadıyla naklettiği haberinde, Hz. Aişe (r.a.)'nin, "şu beyitleri Ebu Bekr söy­lemiştir." diyenlere beddua ederek: "Vallahi Ebu Bekr ne cahiliye dö­neminde ne de İslâm döneminde şiir söylememiştir (yani yazmamış­tır). O ve Osman şarap içmeyi bile (İslâmdan önce) cahiliye döne­minde bırakmışlardı." dediğini haber verir.[44][193]

Kesir en-Nevvâ, Ebu Ca'fer el-Balcır'dan nakleder:

"(Allah'tan korkup) sakınanlar kesinlikle bahçelerde ve su gözle­rinde (kaynaklarda) olacaktır. Biz onların göğüslerindeki kini sök­tük, (cenette)kardeşler olarak sevinçle birbirlerine dönüktürler.

(veya koltuklarda kaşılıklı birbirine dönük olarak otururlar)" ayeti;

Ebu Bekr, Ömer ve Ali hakkında nazil olmuştur.[45][194]Husayn, Abdurrahman b. Ebi Leyla'dan naklediyor: -Ömer (r.a.) minbere çıktı ve: "Dikkat edin! Bu ümmetin Peygamber (s.a.v.)'den sonra en faziletli olanı Ebu Bekr'dir. Benim şu ma­kamda beyanımdan sonra, kim bu dediğimden başka bir şey derse, o iftiracının biridir. Ona birisine iftira eden adamın muamelesi uygula­nır.[46][195]dedi. ' Ebu Muaviye ve bir grup alim anlatıyor:

Bize Süheyl b. Ebi Salih, babası Ebu Salih aracılığıyla Abdullah b. Ömer (r.a.)'ın şöyle dediğini rivayet etti: -Biz Rasulullah (s.a.v.)'in zamanında "Ebu Bekr, Ömer ve Osman gitmiş olsa, diğer insanlar aynı seviyede olurdu" diye konuşmuştuk. Bu lafımız Peygambere (s.a.v.) ulaştı da bu sözümüzü kötü saymadı.Ali (ra) da: "Bu ümmetin Peygamberlerinden sonra en hayırlısı Ebu Bekr ve Ömer'dir.[47][196]derdi. Vallahİ'î azim Hz. Ali bu sözü söylemiştir ve ondan tevatür yoluyla nakledilmiştir. Zira o bu sözünü Küfe camiindeki minber üstünde söylemiştir. Allah Rafızilerin canını alsın ne kadar da cahil kaldılar! Süddî, Abdu'l Hayr aracılığıyla Ali (r.a.)'ın şöyle dediğini anlatır:

-Mushaf hususunda (Kur'an) insanların en sevablısı Ebu Bekr'dir. Kur'an'ı iki levha (Kürek kemiği veya tahta) arasında toplayan ilk zat odur.[48][197]Bu haberin isnadı hasendir. UkayI, Zühri'den naklediyor:

Ebu Bekr (r.a.) ile Haris b. Kelde, Ebu Bekr'e hediye edilen kıymalı bulamaç (çorbası) içiyorlardı. Haris: "Çek elini ey Peygamberin hali­fesi! Vallahi bu çorbada bir yıl sonra insanı öldürecek zehir var. Ben ve sen aynı günde öleceğiz!" dedi. Aradan bir yılın sonunda hastalıklan iyileşmeden aynı gün öldüler.[49][198]

 

Hz. Ebu Bekr'in Vefatı

 

Hz. Aişe anlatıyor: Ebu Bekr'in hastalığının ilk başlangıcı Cemadiyelahir ayının yedinci, Pazartesi günü yıkanmasıyla oldu. So­ğuk bir gündü ve sıtmaya tutulup on beş gün namaza gidemeyip, Ömer'e cemaata namaz kıldırmasını emretti. İnsanlar yanına gelip ziyeret ediyorlardı. Hastalığı her gün biraz daha ağırlaşıyordu. O sıra Ebu Bekr, Hz. Osman'ın evinin karşısında, Peygamberin kendisine hazineden verdiği evinde tedavi oluyordu. Osman, bu hastalığında on­dan hiç ayrılmıyordu. Hicretin on üçüncü yılı, Cemadiyel âhirin biti­mine sekiz gün kala, bir Salı gecesi vefat etti. Hilafeti, iki yıl üç ay on gün sürdü.[50][199]Ebu Mi'şar ise "iki yıl dört aydan dört gün eksikti ve öldü­ğünde altmış üç yaşındaydı" diyor. Bütün rivayetler bu konuda birle­şiyor. Böylece Rasulullah (s.a.v.)'in yaşına ulaşmış oluyor. Ebu Bekr, Fil hadisesi yılından üç yıl sonra doğmuştu.[51][200]

 

Hz. Ömer’in Halife Tayini

 

Vakidi der ki: bana İbnu Ebi Sebra, Abdul Mecid b. Süheyl yolu ile Ebu Seleme'den ....

-Yine Bürdan b. Ebi'n Nadr, Muhammed b. İbrahim et-Teymî ve Amr b. Abdullah el-Behiyy (r.a.)'dan.. (Birinin hadisi diğerinin içine katılarak) haber verdiler ki:[52][201]

-Hz. Ebu Bekr hastalığı iyice şiddetlenince Abdurrahman b. Avf ı çağırttı ve "Bana Ömer hakkındaki kanatini söyle" dedi. O da: "Bana sorduğun bu hususu sen benden daha iyi biliyorsun." dedi. O da: "Öyle olsa bile!" deyince Abdurrahman:

-Vallahi o senin onun hakkındaki kanaatinden daha iyi!" dedi. Sonra Osman b. Affan'ı çağırttı ve "Ömer hakkında bana bildiğini söyle!" deyince: "onu en iyi bilenimiz sensin!" dedi. "Öyle olsa da!" deyince Hz. Osman (r.a.):

-Allah'ım (yanıltma) Benim onun hakkındaki bilgim "onun içi dı­şından daha hayırlı olup, biz de öyle biri olmadığı" şeklindedir, de­yince, "Allah'ın rahmetine gir. Vallahi kanaatini böyle söylemeseydin bile sana kırılmazdım" dedi ve bu ikisiyle beraber Said b. Zeyd (Ebu'l A'ver), seyd b. Hudayr ve diğer muhacir ve Ensar'dan bir çoğuyla is­tişare etti. Üseyd: "Ben onu senden sonra en hayırlı kişi olarak bilirim. Rızaya razı olur, haksızlığa öfkelenir. Onun içinde gizlediği, dışına vurduğundan daha hayırlıdır. Hilafeti taşıyacak ondan daha güçlü biri olamaz" dedi.

Ashab, Osman ve Abdurrahman'in Ebu Bekr'le istişaresini du­yunca, Ebu Bekr'in yanma girdiler. İçlerinden biri Ebu Bekr'e:

-Ömer'i niye halife yaptın, Rabbine ne cevap vereceksin? Sen onun bize nasıl davrandığını görüyorsun, dedi. Ebu Bekr:

-Beni oturumuma getirin, beni Allah'la mı korkutuyorsunuz? Hila­feti zulümle alan kimse perişan olur. Rabbim sorarsa ben:

"Allah'ım ben onlara sana inananların en hayırlısını halife yaptım derim. Sana söylediğimi sen de senden sonrakilere ulaştır." dedi.

Sonra Ebu Bekr sırtını yaslayıp Osman'ı çağırdı ve yaz:

-Bismillahirrahmanirrahim. İşte şu tavsiye, Ebu Kuhafe oğlu Ebu Bekr'in Dünyadan ayrılırken, hayatının son deminde ve Ahirete girer-

ken oradaki ilk vaktinde yaptığı tavsiyedir. Orası öyle bir yer ki kafir inanmaya, facir aklını başına almaya, yalancı doğru söylemeye mec­bur kalır. Kendimden sonra size Ömer'i vekil bırakıyorum. Onu din­leyin ve itaat edin. Ben, Allah'a, Rasulüne, kendime ve size karşı ha­yırda bir kusur etmedim. Adaletli davranırsa bu benim onun hakkın­daki kanaatim ve bilgime uygun olur. Eğer durumunu değiştirirse her­kesin yaptığı kendinedir. Ben hayrı istedim, gaybı bilmiyorum. AI-lah(c.c): Yakında zulmedenler nasıl bir inkilabla yıkıldığını bilecektir." (Şuara 227) buyuruyor. Sonra mühürlenmesi emrini verip mühürletti. Ravilerden biri bu konuda şu bilgiyi ilave eder:

-Mektubun daha baş tarafını dikte ettirirken Ebu Bekr (r.a.) bayıldı. Osman da (bildiği için) "Ben size Ömer'i halife tayin ediyorum!" diye yazdı. Ebu Bekr az sonra ayılıp "Bana şu yazdığını bir oku!" dedi. Osman okuyup "Ömer" için yazdığı yeri okuyunca Hz. Ebu Bekr tek­bir aldı ve "Görüyorum ki sen benim bu bayıhşımda canım çıkarsa in­sanlar ihtilafa düşecek diye korkmuşsun (ve Ömer'in hilafetini yaz­mışsın) Allah İslâm ve müslümanlar adına seni hayırla mükafaatlandırsın. Vallahi sen buna layıktın." dedi. Sonra Osman'a çıkış izni verdi. Hazreti Osman mühürlü vesikayla yanına Ömer (r.a.) üseyd b. Said el-Kurazi'yi alarak dışarı çıktı. Osman halka: "Bu mek-tuptakine biat eder misiniz?" diye sorunca "evet" dediler. Birisi "Biz onun kim olduğunu biliyoruz!" dedi.

İbni Sa'd: "Bu sözü söyleyen Ali idi. O mektuptaki de Ömer idi. Onların hepsi bunda karar kılıp, Ömer'in hilafetine razı olup biat et­tiler."

Sonra Ebu Bekr, Ömer'i yalnız çağırttı ve ona birtakım nasihatta bulundu. Ardından Ömer yanından ayrıldı. Ebu Bekr dua için ellerini açıp uzattı ve:

-Allah'ım, ben böyle yapmakla sadece onların iyiliğini istedim. Aralarında çıkabilecek bir fitne korkusuyla senin benden daha iyi bil­diğin şeyi yaptım, onlara görüşümü arz ettim, başlarına en hayırlıla­rını, en güçlülerini, olgunluğa ulaşmaya en hırslılarını seçtim. Bana ölüm emrin gelmiş durumda. İçlerinden hayırlısını bana halef yap. Onlar senin kullarındır ve nasiyeleri (alın saçları bizde, boynu) senin elindedir. Onların valilerini İslah eyle. Ömer'i Rahmet Peygamberinin ve ondan sonraki salih kimselerin yollarına giden Raşid halifelerinden biri eyle. Milletini İslah eyle" diye dua etti.[53][202]

Ulvan b. Davud el-Becelî, Humeyd b. Abdirrahman-Salih b. Keysan-Humeyd b. Abdurrahman b. Avf isnadıyla babası Abdurrahman b. Avf (r.a.) tan...

Yine Leys b. Sa'd-Alvan-Salih b. Keysan (Humeyd) isnadıyla Abdurrahman b. Avf tan şöyle rivayet eder:

Vefat ettiği hastalığında ziyaret için Hz. Ebu Bekr'in huzuruna girip selam verdim ve "nasıl sabahladın?" diye sordum. O yerinden doğ­ruldu. Ben: "Elhamdülillah biraz iyileşmiş olarak sabahladınız ümi­dindeyim." dedim. Ebu Bekr de: "Gördüğün gibi sancılar içindeyim, bir de bu ağrılarımın arasında bana bir de vekil tayin etme meşguliyeti verdiniz. Ben de kendimden sonra size bir taahhütname bıraktım ve bence en hayırlınızı halife seçtim. Ama hepiniz, acaba bu iş bize de düşer miydi ümidinde olduğunuz için burun kıvırdınız (öfkelendiniz). Gördüm ki dünya (malı mülkü) artık bize doğru döndü. Dünya yönelip geldiğinde evlerinizi ipek perdeler, ipekli minderlerle döşeyeceksiniz. Yün yatağa yaslanmak bile sizin vücudunuzu ağrıtacak, sanki demir buturak dikeni üzerine oturur gibi gelecek. Vallahi birinizin gelip de ceza almadan boynunun vurulması, kendisi için dünya sıkıntıları çeke­rek yaşamasından daha hayırlıdır. Ebu Bekr (r.a.) sonra şöyle dedi:

-Ben ise, dünyada yaptığım üç şeye keşke yapmasaydım, yapmadı­ğım üç şeyi de keşke yapsaydım, üç şeye de ne ola bunları Peygam­bere (s.a.v.) soraydim diye üzülüyorum:

Keşke yapmayaydım dediğim üç şey:

1- Keşke Fatıma'nın evini açmayıp bıraksaydım ve üzerime harb kapılarını örtşeydim.

2- Saide oğullan Sakifesinde (gölgeliğinde) halife seçimi için toplanıldığı gün ben bu işi şu iki adamdan birininin Ömer veya Ebu Ubeyde'nin boy­nuna atsaydım. O mü'mirdesin emiri olsa ben de yardımcısı olsaydım.

3- Keşke Halid b. Velid'i Ehli Ridde (dinden dönüp harbe kalkan grup) üzerine orduyla yolladığım vakit ben de Zü'l Kassa mevkiinde otursam, müslümanlar galib gelirse gelirler, gelemezlerse ben onlara destek ve yardımcı olaydım...

Keşke yapaydım dediğim üç şey de şunlardır:

1- Keşke Eş'as bana esir edilip getirildiği gün boynunu vuraydım bana öyle geliyor ki, bir yerde bir şerli iş meydana gelirse, o derhal o tarafa uçarak gidiyor.

2- Keşke El-Fücâe es-Sülemi bana getirildiğinde onu yakmayıp çıplak olarak öldürseydim, veya sabırla onu serbest bırakaydım.

3- Keşke Halid'i cihad için Şam'a gönderdiğim sırada Ömer'i de Irak'a gönde-reydim de her iki kolumu, sağımı ve solumu Allah yolunda tam uzat­mış olaydım.

Rasulullah'a sorsaydım dediğim üç şeye gelince:

1- Keşke Pey­gambere (s.a.v.) "Bu halifelik kime kalacak?" diye soraydım da ashab ihtilaf etmeyeydi.

2- Keşke emirlik konusunda Ensar'a da bir yol var mi? diye sorsaydım.

3- Keşke Efendimize hala ile oğlan kardeşin kızı (nasıl miras alacakları) hususunu soraydım. Zira benim hâla bu konuyu bilme iyhtiyacım var.

Bu haberi bu tarzda daha uzunca olarak İbnu Vehb, b. Leys b. Sa'd yolu ile Salih b. Keysan'dan nakleder. İbnu Aiz de bunu rivayet eder.[54][203]

 

Hz. Ebu Bekr’in Ölüm Anı

 

 Muhammed b. Amr b. Alkame b. Vakkas, babası aracılığıyla dedesi Alkame'den Hz. Aişe*nin şöyle dediğini nakleder:

-Babam ölüyorken yanma geldim, artık koma dönemine girmişti.

Ben:

"Kim ki göz yaşlan hâla içinde saklansa da, Bir gün elbet dışa aka­caktır." Şiirini okudum. Hz. Ebu Bekr başını kaldırıp: "Yavrucuğum o senin dediğin gibi değil, ama Allah'ın buyurduğu gibidir. Allah (c.c): Ölüm sekerati hak olarak geidi. İşte bu senin -şimdiye kadar- kaçıp durduğun şey idi." (Kâf/19) buyuruyor." dedi. [55][204]

Musa el-Cühenî, Ebu Bekr b. Hafs b. Ömer'den nakleder:

-Hz. Aişe (r.a.) Ebu Bekr'e geldi. Hz. Ebu Bekr o esnada bir ölünün son nefesindeki çırpınışı gibi çırpmıyordu. Nefesi göksünden gelmeye başlamıştı. Ben durumunu şu şiirle dile getirdim:

Ömrüne and olsun ki, nefes boğazda hırıltı haline gelip göğüs daralınca, yiğide serveti asla fayda veremez.

Bunun üzerine babam bana öfkeli gibi baktı ve "ey mü'minlerin anası bu iş senin dediğin gibi değil. Ancak; " cûS La Ölüm sarhoşluğu gerçek olarak geldi (gerçeği getirdi). İşte bu senin kaçtığın şeydi." hakikatidir.

-Yâ Âişe ben sana bir bahçe bağışlamıştım. Hâla içimde o hususta bir sıkıntı var, sen onu miras malına geri ver, dedi. Ben de "evet" de­yip geri verdim, dedi. Sonra Ebu Bekr:

-Ama bize gelince; müslümanların idaresi bize verileliden beri onla­rın ne dinar ne de dirhemlerini yedik. Sadece yemeklerinin en sert (iyi dövülüp inceltilmemiş) olanlarından yedik, sırtımıza en kaba en sert kumaşlarından geçirdik. Müslümanlara ait olan ganimet malından da, şu Habeşli köle, şu su devesi ve şu tüyleri dökük kadife dışında az ya da çok, yanımızda bir şey yok. Ben öldüğümde onları da Ömer'e gön­derip beni bunlardan da kurtar, dedi. Ben babam ölünce bunları Ömer (r.a.)'a teslim ettim. (Gönderdiğim elçi Ömer'e varıp teslim edince Ömer öyle ağlamış ki, göz yaşları tâ yere kadar inmiş ve "Allah Ebu Bekr'e rahmet etsin kendinden sonra geleni zor duruma soktu" diye iki defa tekrarlamış, ve köleye bunları teslim almasını emretmiş. Orada bulunan Abdurrahman b. Avf: "Sübhanallah sen Ebû Bekr'in ailesinden şu köleyi, şu su devesini ve değeri beş dirhem etmeyen şu kadifeyi soyup alıyorumusun?" dedi. Hz. Ömer de "Ne yapayım di­yorsun?" deyince "onları ailesine geri yolla!" dedi. Ömer (r.a.) da:

-Hayır! Muhammed'i hak olarak gönderen Allah'a yemin olsun ki, bu benim idaremde asla olamaz. Ebu Bekr ölürken bunlardan kurtuldu da ben mi ailesine geri vereceğim. Ölüm bundan daha yakın, dedi.[56][205]Kasım (b. Muhammed) Hz. Aişe (r.a.)'dan naklediyor: -Ebu Bekr (r.a.) ölüm gelip çatınca: "Ebu Bekr ailesinde şu sağmal deve ile müslümanların kılıçlarını yapıp bize de hizmet eden şu demir parlatıcısı (cilacı) köleden başka devlete ait bir şey olduğunu sanmıyo­rum. Ben ölünce bunları Ömer'e teslim edin, dedi.

Babam ölünce ben bunları Ömer'e verdiğimde Ömer (r.a.): -Allah Ebu Bekr'e rahmet etsin, kendinden sonrakini zora soktu, dedi.[57][206]

Zührî anlatıyor: Hz. Ebu Bekr (r.a.) hastalığında "ölürsem beni ha­nımım Esma binti Umeys yıkasın. Eğer yalnız başına başaramazsa o zaman oğlum Abdurrahman'dan yardım istesin" diye vasiyet etti. Abdu'l Vahit ve diğerleri Ebu Ca'fer el-Bâkir'dan nakleder: -Hz. Ebu Bekr kefenlendikten sonra yanına Hz. Ali girdi ve: "Amel defteriyle Allah'a kavuşanlar arasında hiç kimse bana şu kefenine sarılan zattan daha sevimli değildi." dedi.[58][207]

Yine Kasım anlatıyor: Ebu Bekr (r.a.) öldüğünde Peygamber (s.a.v.)'in yanı başına konulmasını vasiyet etmişti. Öldüğü zaman orada bir mezar kazıldı. Ebu Bekr'in başı Rasulullalrm omuzlarına gelecek şekilde defnedildi.[59][208]

Abdullah b. Zübeyr (r.a.)'ın oğlu Âmir de "Ebu Bekr (r.a.)'ın başı Peygamberin omuzuna gelecek şekilde, Ömer (r.a.)'ın başı da Hz. Ebu Bekr'in böğrüne gelecek şekilde defnolundular" der.[60][209]

Hz. Aişe (r.a.): Hz. Ebu Bekr Salı gecesi vefat edip sabah olmadan defnedildiğini söyler.[61][210]

Mücahit anlatıyor: Hz. Ebu Bekr ölünce oğlunun mirasını alması hususunda -daha sağ olan- babası Ebu Kuhafe ile konuşuldu. O da: "Ben o miras malını onun çocuklarına bırakıyorum." dedi. Sonra o da çok uzun yaşamayıp altı ay bir kaç gün sonra vefat etti.[62][211]

Bir rivayette geçtiğine göre: Hz. Ebu Bekr ölünce malına babası Ebu Kuhafe hanımları Esma binti Umeys ve Ümmü Gülsüm'ün anası Habîbe binti Harice, Abdurrahman, Muhammed, Hz. Aişe, Esma ve

Ümmü Gülsüm varis olmuşlardır.[63][212]

Bir rivayette ise: "Hz. Ebu Bekr'i yahudiler pilavla zehirlediler. Ze­hirleme olayından bir yıl sonra öldü. Öldüğünde altmış üç yaşın­daydı." deniyor.[64][213]

 



[1]
[150]İbni  Sa'd,  Tabakat 3/169-213;  Hakim,  Müstedrek 3/61   ve devamı;  Buhari, Eshabu'n Nebiy 62/3,  4;  Tirmizi,  Menakıb 3741;  Taberani,  Kebir   1/52;  İbni Kuteybe,  Mearif 166;  İbni Asakir,  Tarih-i  Dımışk Cilt 30 (Tamamı); Zehebi, Tezkiratu'l Huffaz 1/2, 5'te Ebu Bekr'e ait bir cilt yazdığını söyler; Üsdü'l Gabe 3/205; İstiab 2/243; İsabe 2/341; Müsned 1/2-14;; Ebu Ya'la, Müsned 1/9-127

[1][151]Bu Mürra Peygamberimizin de atası olduğu için Hz Ebu Bekirle soyları burada birleşiyor.         

[1][152]Ebu Zur'a, Tarih 1/476

[1][153]İlave kışımı Tarih-i Dımışk'tandır 30/3, 4

[1][154]İbni Sa'd 3/170; Tarihi Dımışk 30/11

[1][155]İbni Sa'd 3/170; Hakim 3/62; Ebu Zur'a 1/476 no 1243; îbni Asakir, Tarih 30/6

[1][156]Taberani, Kebir 1/52 h.no 4; Tarihi Dımışk 30/12-14

[1][157]Tarihu Sikat- Iclî s. 492; Tarihi Dımışk 30/15

[1][158]İbni Sa'd 3/168; Tarihi Dımışk 30/19; Bu söz Hz Aişe'nindir.

[1][159]İbni Sa'd 3/171; Tarihi Dımışk 30/19

[1][160]Bak Lisanu'l Arab "ATİQ" maddesi

[1][161]Tarihi Dımışk 30/24

[1][162]A.g.e. 30/27; Tabi Zühri. Hz. Ebu Bekr'i görmemiştir. Onun bu rivayeti mürsel ise de Taberani'de geçen Hz Aişe hadisi buna delii teşkil eder. Bak M. El-Kebir 1/56 no2l; Tarihi Dımışk 30/28

[1][163]Nesai, Kübra h.no 81 10; İshak b. Rahaveyh, Müsned no.761; Fesevi 2/721; İbni Ebi Şeybe, Musannef 12/7; Tirmizi 3662, 3741; İbni Maca 94; Müsned 2/253, 366, 3/60; İbni Hibban 9/4 (El İhsan); Tahavi, Müşkilu'l Asar h.no 1599; Ebu Ya'la, Müsned 7/4418, 8/4905; İbni Asım, Sünne 2/577; Tahavi, Ş. MeaniuM Asar 4/158; Hatib, Tarihi Bağdad 8/21, 10/364, 12/135; Ebu Nuaym, Hilye 8/257; Humeydi, Müsned 256; İbni Asakir, Tarih 30/56, 57, 58, 59, 60, 61. Hadis bu ve yakın lafız­larla Ebu Hüreyre, Hz Aişe ve İbni Abbas'tan rivayet ediliyor.

[1][164]Tabakat-ı İbni Sa'd 3/172; İbni Asakir 30/66, 67; Fesevi, El-Ma'rife ve't-Tarih 3/254; Üsdü'lĞabe 3/223

[1][165]İbni Sa'd, Tabakat 3/176; Müslim, Fezailü's Sahabe s.  1856 h.no 8; Btıhari, Menakıb-ı Ashabi'n Nebiy cilt 4/192 Kitab 62 bab5; Beyhaki, Delail 4/401; Ebu Ya'la, Müsned  13/7345; İbni Hibban, Mevaıid no!665; Müsned 4/203; Tirmizi 3880; Nesai, Kübra 5/36 no8106ve8117; İbni Asakir 30/134, 137

[1][166]Hatib, Tarihi Bağdad 10/236; İbni Adiy 4/1458; Tarihi Dımışk 30/144

[1][167]Tirmizi, Menakıb no 3664, 3665, 3666; İbni Mace Mukaddime h.no 85; İbni Ebi Âsim 2/617; Tahavi, Müşkil h.no 1963, 1964, 1965, 1966; İmam Ahmed, Fezaikı's Sahabe 129, 200; İbni Hibban, Mevarid 6865; Katrî, Fezailü's Sahabe h.no 632, 633, 634, 768, 709; İmam Ahmed, Müsned  1/80; Hatib, Tarihi Bağdad 5/15. 7/! 19. 10/192; Tarihi Cürcan 116; İbni Ebi Şeybe, Musannef 12/11; İbni Asakir 30/165, 166, 1667, 168, 169, 170, 171, 172, İ73, 174, 175, 176, 177-182

[1][168]Tirmizi 3747; Zehebi, El-Kâşifinde bu el-Muvakkırî'nin hadis otoritelerince terk edildiğini söyler. Kaşif 3/242 Tere. No 6193; Muvakkirî, Velid b. Muhammed'dir.

[1][169]Müslim no 2383. İ.E. Şeybe Musannefl2/5 . İ. Ahmed, Müsned  1/377, 433, 439,463. Abdürrezzak Musannef 19049, 20398. î. Sad 3/186. Buhari Feza iü Asha-bın-Nebi 62/5 cilt 4/191. İ. Sünni 407, 436. Hatib. Tarih 3/134. ebu Nüeym H. 3/343.430, 4/307,7/310.   İ.E.Asım 2/577. Ebu Avame 1/401. Said B. Mansur 48. Tahavi Müşkil 999-1006. İ. Hibban 9/31. T. Dımışk, 30/229-242. Tirmizi 3659, 3660. İ. Muce 92. Beyh.  S.K, 6/246. Taberani Kebir 3/278.10/129.130.12/119, Humeyli 9.113.

[1][170]Buhari, Salat cilt 1 s. 120, 8/80; Müsned 1/270; Tahavi, Müşkil h.no 3545, 3546, 3550

[1][171]Tirmizi, Menâkıb 3736; İbni Asakir 30/242            

[1][172]Tirmizi, Menaktb 3737

[1][173]Buhari, Salat 8/80 (cilt 1/120), Fazailıfs Sahabe 62/3 (cilt 4/190) MenakibuM Ensar 63/45 (cilt 4/253); Müslim, Fazaihı's Sahabe 2382; Timrizi, Menakıb cilt 5/270 h.no 3740; İbni Ebi Şeybe, Musannef 12/6 h.no 11970; Müsned 3/18. 78; Nesai. Süneni Kübra 5/358 hadis no 8103; İbni Asakir 30/246; İbni Hibban, Sahih h.no 6560

Bu hadis Muvatta nüshalarında yok. Belki Zehebi'nin elindeki Nüshada var ama Buhari Menakibu'l Ensarda, Nesai Kübrasmda Tirmizi Camiinde, Müslim sahihinde bunu Malik yolu ile verir. Buhari hadisi Fazaüu's Sahabe Salim Ebu'n Nadr-Busr b. Said- Ebu Said el-Hudri isnadıyla Menakıbda ise Ebu'n Nadr-ubeyd. Huneyn- Ebu Said el-Hudri şeklinde verir. Eğer bu son şekil doğru olsa diğer rivayetler munkatı olur. Sanıyorum doğrusu İbni Ebi Şeybe ile Müslim'in ikinci rivayetinde Ebu'n Nadr-Ubeyd b. Huneyn ile Busr b. Sa'd'dan -Ebu Said el-Hudri'den şeklinde olanı­dır. Bu durumda Ebu'n Nadra hadisi Ebu Said (r.a.)'tan nakleden iki ravi olmuş olu­yor. Zaten İbnu's Seken de bu konuyu Ferabrî aracılığıyla bizzat Buhari'den şöyle anlatıyor: "Bana bu hadisi Muhammed b. Sinan bu şekilde rivayet etti. oysa bu yan­lıştır. Doğrusu ubeyd b. Huneyn ve Büsr b. Said'den "ve1' harfi ite atıflı olanı idi."

[1][174]Tirmizi Menakıb 3739; Müsned 3/478, 4/212; İbni Asakir 30/251. Hadisi nakleden sahabe Ebu'l Mualla hakkında bilgi son derece az. Kaynaklar onun sadece sahabe olduğunda birleşiyor. Oğlu da İmam Ahmed'in rivayetinde Said diye geçer. Kendi adına Zeyd diyenler var. Hadisin bazı rivayetlerinde oğlu atlanıyor. Bu yüzden Tirmizi buııa"hasen sarîb" tabirini kullanır.

[1][175]Tirmizi Menakıb 3741; Tirmizi'nin Hasen demesi Allah bilir ravi Davud b. Yezid el-Evdî'nin tenkid edilmemesidir. Garib oluşu da Ebu Hüreyre'den bu yolla hadisi nakleden olmayışıdır. Nitekim İbni Asakir Tarih'inde bu konudaki hadislerin hemen hepsini biraraya getirmiş ve Berâe, Abdullah b. Mesud, İbni Abbas, Ziibeyr, Abdul­lah b. Zübeyr, Ebu Said el-Hudri, Ka'b b. Malik, Cabir b. Abdillah , Enes b. Malik, Ebu'l Mualla, Cündüb b. Abdillah, Ebu Vakid el-Leysi-Hz Aişe, Abdullah b. Zem'a'dan rivayetlerde bu yoktur. Ebu Hüreyre'den nakledilen "Ebu Bekir'in malı­nın bana fayda verdiği kadar....11 diyen kısmıdır ki, bu bizim önceki dipnotumuzda geçmişti. Oradaki rivayetler hsp A'meş-Ebu Salih-Ebu Hüreyre şeklinde olup Davud-Ebu Hüreyre şeklinde değillerdir.

[1][176]Tirmizi Menakıb 3752; Taberi, Tefsir 10/46; Beğavi, Minhacu's Sunne 14/82; Taberani, Kebir 11/400; İbni Adiy, el-Kamil 3/1106!da bunu İbni Abbas'tan verir ve tenkidini yapar Taberani'deki de İbni Abbas rivayetidir.

[1][177]Tirmizi, Menakıb 3755; İbni Adiy, El-Kamil fi'd Duafa 5/881, 1/170; îlelu'l Mütenahiye 1/188; Zehebi zaten hadisin zayıflığını belirtiyor.

[1][178]Buhari, Fezail h.'no 3659 62/5, (cilt 4/191), Ahkam 7220, İtisâm 7359: Müslim 2386; İbni Sa'd 3/178; Tirmizi 3758; Müsned 4/82; Beyhaki, Süneni Kübra S/153; Taberani, Kebir 2/137; Beğavi, Sünne  14/79; İbni Ebi Âsim 2/547; Ebu Ya'la 12/7402

[1][179]Hakim, Müstedrek 3/67 (Marifetus Sahabe); İbnu'l Cevzi, Sıfatu's Safve 1/257

[1][180]Müslim Fazailu's Sahabe 2387; İbni Sa'd 3/180; Müsned 6/106, 144; Beyhaki. S. Kübra 8/153; İbni Hibban, Sahih 8/202 Iı.no 6564; İbni Asakir, Tarihi Dımışk 30 267

[1][181]Müsned 6/406; İbni Sa'd, Tabakat 3/180; İbni Ebi Asım, Sürme 2/541 h.no 1163; Tayalisi, Müsned 1508; İbni Asakir, Tarihi Dımışk 30/267

[1][182]Nesai, Süneni KObra 1/279 h. No 853; Nesai Mücteba 2/74 Hakim 3/67; İbni Sa'd, Tabakat 3/179

[1][183]Buhari Fazaili Ashabi'n Nebi 62/5 cilt 4/192, tefsir Araf suresi 7; Beyhaki, S. Kiibra 10/236; İbni Ebi Asım, Sünne 2/562; Abdullah b. Ahmed b. Hanbel, Fazailu's Sahabe 297; Tahavi, MüşkİlıTl Asar (4/410 h.no 1709)ında aynı isnadla şöyle verir:

Ebu'd Derda derki:

-Ben peygamber (s.a.v.)İn yanında oturuyordum. Bir de baktık Ebu Bekir elbisesinin bir ucunu dizleri görünecek kadar kaldırmış olarak çıka geldi ve selam verdi. "Ama arkadaşınız biriyle çekişmiş" dedi. Ebu Bekir ''Benimle Ömer b. El-Hattab arasında birşey oldu. Ben ona doğru yürüdüm, sonra pişman olup beni bağışlamasını istedim. Ama kabul etmeyip benden kurtulmak için evine kapandı1' dedi. Efendimiz (s.a.v.) de "'Seni Allah bağışlasın ey Ebu Bekir" buyurdu. Sonra Ömer Peygamberin yanma geldi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.): "Ey insanlar! Allah beni size peygamber olarak gönderdi, siz "yalan söyledin" dediniz, Ebu Bekİr'se "doğru söyledin" dedi. Bana malı ile canı ile destek oldu. Benim hatırıma arkadaşımı bana bırakır mısınız? Diye iki defa tekrarladı.

[1][184]Ebu Davud, Kitabu's Sunne cilt 4/213 h.no 4652; Hakim, Müstedrek 3/73

[1][185]Buhari, Fazailu's Sahabe 53-55; Tinnizi, Menakib 102 no 3843; İbni Mace, Mukaddime ll;Müsned 1/18,3/125, 133, 146, 175, 184, 189, 213, 245, 281; İbni Sa'd 3/181; Müsned 1/35, 414; Bahiri Tarihi Kebir 6/445, 99; Tarihi Dımışk 30/273; İbni Hibban 9/71 no 6962; Hatib, Tarihi Bağdad 13/165; Taberani, Kebir 4/110; Buhari, T. Sağir 1/40; Ebu Nuaym, Hilye 7/175; Tarihi İsfehan 1/310; Buradaki kaynaklardaki hadisin bir kışımı İbni Ömer ve Enes hadisi oiııp, Hz Ömer'in konu­sunu almaz.

[1][186]İbni Asakir, Tarih 30/298

[1][187]İbni Sa'd, Tabakat 3/184, 185. Daha geniş İbnu'l Cevzi, Sıfatu's Safve 1//258

[1][188]Tarihi Dımışk 30/321; İbni Sa'd da Hz Aişe'den Şöyle nakleder: Ebu Bekir Halife Yapılınca: "Milletim, benim mesleğimin kazancının ailemi geçindirmekten aciz ol­madığını bilir. Ama şimdi de müslüınanlann idaresi ile meşgul edilmiş durumdayım. Artık bundan sonra müslümanların malını kazanıvereceğim. Ebu Bekr'in ailesi de bu maldan yiyecek." dedi.

[1][189]İbni Sa'd 3/184; İbnu'l Cevzi, Sıfatu's Safve 1/257; Tarihi Dimşk 30/321

[1][190]İbni Sa'd 3/185; Tarihi Dımışk 30/322

[1][191]Tarihi Dımışk 30/328. "A'beru" yerine "A'bedu" yazılı

[1][192]Tarihi Dımışk 30/335

[1][193]Burası yanlış anlaşılmasın, Hz Aişe'nin sözü Hz Ebu Bekir şiir okumaz ya da sev­mez anlamına değildir. Cahiliye dönemi şairlik bir nevi sihirbazlık gibi kahinlik gibi bir şey kabul edilir, onlar da şiirleriyle bu tür uydurmalar yaparlardı. İşte Kur'an'da "Şairlere ancak sapıklar uyar" ayeti ile Yasin süresindeki "Biz ona şiir öğretme­dik, ona yakışmaz da..." ayetindeki kasıt da budur. Yoksa Hz Ebu Bekir şiir bilir, okur, hatta Efendimiz vezni bozuk okuyunca itiraz edip düzeltir. İbni Ebi Şey be Musannef inde 6118 (8/526) ve (12/20) no i2015'de Hz Aişe'nin Ebu Talib'in:

"Akyüzlü yüzü suyu hürmetine yağmur istenir. Yetimlerin barıncağı, dulların namus koruyucusu" beyti ile bir konuya misal getirince Ebu Bekir'in ''o ak yüzlü Rasıılullah idi" dediğini nakleder. Haberin ikinci bölümü için bak: Tarihi Dımışk 30/333

[1][194]Tarihi Dımışk 30/388; Taberi, Tefsir cüz 14/38; İbni Asaki aynı yerde Kesir'den bu olayı daha tafsilatlı verir: Ben Ebu Ca'fe'e bana falanca (hz Ali'nin torunu) Ali b. Hüseyin'in bu ayet Ebu Bekir ve Ömer hakkında inmeyip de kimin hakkında ine­cek." Deyince Kesir "peki bu kaldırılan "kin" ne" dedi. O da Cahiliye dönemi kini. Aralarında kin vardı. Ebu Bekr'in böğrü sancılanmıştı. Ali elini ısıtıp Ebu Bekr'in Böğrüne koyup ağrıyı dindirdi. Bunun üzerine bu ayet indi." dedi.

[1][195]İbni Asakir, Tarihi Dımışk 30/346. T. Dımışk 30/ 342. Burada şu iazah var: Bir kı­sım insanlar "bu ümmetin en hayırlı kişisi Hz. Ömer bunu duyunca hutbeye çıkıp in­sanları ikaz etti.

[1][196]İbni Asakir, Tarihi Dımışk 3/351-376 arası bu haberi Hz Ali'den duyanların rivayetlerini verir. Müsned 1/289

[1][197]İbni Sa'd, Tabakat 3/193; Tarihi Dımışk 30/379, 380, 381; İbni Ebi Şeybe Şa'bi yolu ile Sa'sa'a'dan bunun son bölümünü nakleder 10/545

[1][198]Hakim, Müstedrek 3/64; İbni Sa'd, Tabakat 3/198; Tarihi Dımışk 30/409

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, CantaÅŸ Yayınları 5/112-125

[1][199]İbni Sa'd 3/202

[1][200]İbni Sa'd 3/202; Taberi 3/420; Tarihi Dımışk 30/409; Hakim 3/63

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, CantaÅŸ Yayınları 5/126

[1][201]Biz Metni Zehebi çok kısa verdiği için İbni Sa'd ve İbni Asakir'in metnine göre terceme ediyoruz.

[1][202]İbni Sa'd, Tabakat 3/199, 200; Tarihi Dımışk 30/410-412; İbnu'l Cevzi, Menakıb-ı Ömer 54; Taberi, Tarih 4/52

[1][203]Taberi, Tarih 13. Yi] olayları 3/434; Kütübü'l ilmiyye baskısı 2/353; Taberabi, Mu'cemu'l Kebir 1/62; Ebu Nuaym, HilyetıTl Evliya 1/34; îbnİ Asakir, Tarihi Dı­mışk 30/417-423. Lakin bu haberin medarı Ulvan b. Davud'dur ve her rivayette var­dır. Buhari "o münkeru'I hadistir1' der. Ukayli "onun bir hadisi var ki hiç ardına dü­şülmez, ondan başka nakleden de bilinmez" derken Said b. Yunus da "münker" der. Zehebi Mizan 5763 noiu tercemede tenkidden sonra onun münkerine bunu örnek ve­rir. Burada ise sanki haberi Hasen sayar gibi. Zira bahsettiği son silsilede Ulvan yok. Taberi ise bu haber hakkında şunu der: Bana Yunus Yahya b. Abdullah'tan nakletti: Leys'in ölümünden sonra bize Ulvan geldi. Ben bu hadisi sordum, aynen Leys'in bunu rivayet ettiği kelimelerle anlattı ve bunu Leys'ten böyle duyduğunu söyledi.

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, CantaÅŸ Yayınları 5/126-131

[1][204]Ebu Ya'la, Müsned 7/430 h.no 4451; Beyhaki, Kübra Cenaiz 3/399, 4/31; Ibııi Sa'd, Tabakat 3/197, 198; Tarihi Dımışk 30/425-427, 434, 436.

Burada Ebu Ya' la ÅŸu ilaveyi verir: Hz Ebu Bekir sonra:

-Rasulullah ne gün vefat etti? dedi. Ben de "Pazartesi" dedim. Ebu Bekir de: "Bende şimdi bu geceye doğru öleceğimi umarım." dedi. Fazla geçmeden Pazaıtesiyi salıya bağlayan gece vefat etti. sabahtan önce defnedildi.

Hz Aişe der ki: Babam daha önce de:

-Rasulullah kaç kefene sarıldı? Demiş, ben de "bembeyaz suhûl (köyünde) dokuma üç elbise ile, gömlek ve sarık yoktu" dedim. O zaman hastalıkta giyindiği elbiseye baktı. Onda az'feran boyası vardı. "Şu elbisemi yıkayın ve iki kumaş daha ilave edin ve bunlarla beni kefenleyin." dedi. Ben "ama bu elbise eskimiş" deyince babam: -Diri kişi yeni elbiseye ölüden daha layık. Ölünün elbisesi vücuttan çıkacak sulan önlemek içindir, dedi.

Hadisi Buharı şiirsiz alır. Bak Cenaiz 23/94 h.no 1787; Müsned 6/118, 123; İmam Malik, Muvatta Cenaiz 19/6; Nesai, S. Kübra 1/621 h.no 2024

[1][205]İbni Sa'd, Tabakat 3/19; İbnu'l Cevzi, Muntazam 4/128, Menakıbı Ömer s. 56; Ta­rihi Dımışk 30/430; El Kamil 2/423

[1][206]îbni Sa'd, Tabakat 3/192; Taberi 3/203'te bunu Kasım b. Muhammed'den nakledip Abdurrahman yerine "Muhammed" der. Oysa bu Muhammed Esma'dan veda hac-çına giderken doğmuş olup babasının ölümünde üç yaşında idi. Tarihi Dımışk 30/430, 437

[1][207]İbni Asakir, Tarihi Dımışk 30/442; İbni Asakir 440'ta bu olayı Esîd b. Safvân (r.a.)'tan daha uzun nakleder. Önemine binaen buraya almak isterdim. Çünkü haber­deki Hz Ali'ye ait sözler çok güzeldi. Lakin, Zehebİ Mizanu'i İtidaİ'ihde Ravî Ömer b. İbrahim b. Halid el-Haşimi'yi bu hadisi uydurmakla itham eder. Hatta hadisin ba­şını "Ebu Bekir Ölünce Medine ağıtla sallandı, Ali ağlayarak geldi" kısmını alıp sonra kırk satır kadar uzun bir haber sevkeder ki -bırak senedi-metnin uydurma ol­duğuna kalb şahitlik yapar" der. Bu haberi Ebu Bekr el-Bezzâr da Müsned'inde alıp hiç bir tenkid yapmadan verir. Bezzar 3/138 h.no 927. Bir de haberi Hz Ali'den Useyd b. Safran diye bir zattan naklederler. Bu Bezzar da yanlışlıkla Üseyr b. Safvan yazılmıştır. Bu zatın sahabe olup olmadığı belü değildir. Zehebi Mizan'ında bu haberi Şaşî'niıı Müsnedinden verir. Ne yazık ki elimizdeki Şaşî nüshası eksiktir.

[1][208]Tabakat 3/209; Taberi 3/422; İbni Asakir 30/446

[1][209]İbni Sa'd 3/209; Taberi 3/422; İbni Asakir 30/446

[1][210]İbni Sa'd 3/207; Taberi 3/42!; İbni Asakir 30/448

[1][211]İbni Sa'd, Tabakat 3/210, 211. Bir kısmı Taberi 3/425

[1][212]İbni Sa'd, Tabakat 3/210

[1][213]Taberi, Tarih 3/419. Daha önce zehirlendiği (ama Yahudi adı geçmeden) bildiril­mişti. İbni Sa'd 3/198; İbni Asakir 30/409. Taberi bunu şöyle anlatır:

-Ebu Bekir Yahudilerin ikramı pirinç pilavım Haris b. Kelde ile yiyordu. Haris elini çekip "sen insanı bir yıl sonra öldürecek olan bir zehirle zehirlenmiş yemek yedin" dedi. Gerçekten bir yıl sonra öldü. On beş gün kadar hastalandı. Kendisine "bir doktor çağirtsan" denilince "beni doktor muayene etti" dedi. "Peki hastalığına ne dedi?" dediler. Hz Ebu Bekir de: "Ben dilediğimi yaparım" dedi diye cevap verdi. Bu sözü İle doktor diye Allah'ı kasdediyordu.

İmam Zehebi, Tarihü’l İslam, CantaÅŸ Yayınları 5/131-135

Â